Kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin Türkiye’deki en geniş platformu olan ve bu yıl Söke’de düzenlenen 13. Sığınaklar ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı, kadın cinayetlerinin ve erkek şiddetinin son bulmasına ilişkin taleplerle sona erdi.

Söke Kadın Sığınmaevi Derneği'nin ev sahipliğinde 17-19 Aralık 2010 tarihleri arasında düzenlenen kurultaya Türkiye çapındaki sığınak ve dayanışma merkezlerinni yanı sıra, kadın örgütleri, belediyelerin kadın meclisleri, SHÇEK temsilcileri, sosyal hizmet uzmanları, baroların kadın hakları komisyonu üyeleri ve belediyelerin sığınak çalışması yürüten merkezlerinden temsilcileri de katıldı.

Kadın cinayetleri ana gündemiyle toplanan kurultayın sunum ve atölye başlıkları arasında "Dünyada sığınaklar için verilen mücadelenin bugünü ve geleceği", “Kadın Cinayetleri”, “Erkek Egemen Kültür ve Tecavüz”, “Feminizm ve Homofobi Karşıtlığı”, "Uluslararası sözleşmeler açısından Türkiye’de aile içinde kadına yönelik şiddet konusundaki düzenlemeler", “Kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve çocuk istismarının görünürlük kazanması”, “Aile içinde kadına yönelik şiddete ayrılan bütçe ve politik sonuçları” yer aldı.

Kurultayın açılış konuşmasını yapan Söke Sığınma Evi Dereği Başkanı Hatice Atay, "4320 sayılı yasa ve Belediyeler Yasası'nın sığınak açma ile ilgili maddesinin, şiddetle ilişkili diğer yasaların, kadın ve çocukların yeniden mağdur edilmelerini engelleyecek şekilde uygulanmasını, polis, savcı, hakim,avukat, sağlık personeli gibi görevlilerin duyarlıklarının arttırılmasını, mesleki eğitimlerinin gerçekleştirilmesini, görevini yapmayanların cezalandırılmasını istiyoruz" dedi.

Erkek şiddetine hoşgörü son bulsun! 

Kurultayın açılışında, sığınak ve dayanışma merkezleri bir açıklama yaparak erkek şiddetine hoşgörünün son bulması gerektiğini belirtti. Kadınların Türkiye'de namus, kıskançlık, aşk gerekçesiyle öldürüldüğü, buna karşın “haksız tahrik” indirmleri uygulandığı, ateşli silahların kullanımının teşvik edildiği vurgulandı.

Sığınak ve dayanışma merkezleri, adli ve yargı kurumları dahil olmak üzere yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

* Kadın-erkek eşitliği tartışmaya açılmaksızın fiili olarak hayata geçirilmelidir.

* Kadınlara yönelik her tür şiddet, baskı ve ayrımcılığın önüne geçmek ve kadınların yaşam haklarını garanti altına almak üzere gerekli tüm adımlar atılmalıdır.

* Kadın örgütleriyle birlikte kadın cinayetlerinin sona ermesi için acil bir eylem planı hazırlanarak uygulamaya geçirilmelidir. 

* Kadın cinayetleri davalarında ‘haksız tahrik indirimi’ =‘erkeklik indirimi’ uygulanmamalıdır.

* Şiddet gören, ölümle tehdit edilen kadınlar karakol, adliye, jandarma kapılarından ‘aile meselesi’ denerek geri gönderilmemeli, tüm yasal haklarını kullanmaları sağlanmalı, özel önlemlerle koruma altına alınmalıdır.

* 2006/17 sayılı Kadın ve Çocukları şiddetten korumak için çıkartılan Başbakanlık Genelgesi bütçede dahil olmak üzere bütün yönleriyle uygulamaya konulmalıdır.

* Sığınma evlerinin kapasitesi, kısa sürede 7500 kişilik nüfusa karşılık, her kadına bir oda düşecek hale getirilmeli, verilen destekler artırılmalıdır. 

Kurultayın örgütleyicileri arasında Mor Çatı, Akdam, Antalya Kadın Dayanışma Derneği, ÇEKEV, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği, Muş Kadın Derneği, Kamer Vakfı, Selis, VAKAD, Van Saray Kadın Derneği, Söke Kadın Sığınmaevi Derneği, KADAV, Şahmaran Kadın Dayanışma ve Araştırma Merkezi Derneği, Elder bulunuyor. 

Kurultaya, Söke Belediyesi, Kuşadası Belediyesi, Friedrich Ebert Vakfı, STGM, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Van Valiliği ve Nevşehir Valiliği destek verdi.