İstanbul’da faaliyet gösteren feminist ve LGBTİ+ örgütler olarak politika, faaliyet ve kampanyalarımızı uzun yıllardır dirsek teması içerisinde yürütüyoruz. Mevcut temasımızı sürekli kılmak için ise bir süredir İstanbul’da kadına yönelik şiddet, cinsel şiddet, cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığı alanlarında çalışan örgütler olarak koordinasyon toplantıları yapıyor; hem çalışmalarımızı hem de sahada karşılaştığımız sorunları paylaşıyoruz. Bu paylaşımlarda öne çıkan ortak sorunlardan biri, cinsel saldırıya maruz kalan kadın ve LGBTİ+’ların hastane acillerine başvurduklarında Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edilmemeleri ve adli muayene ile raporlama süreçlerine fiilen erişememeleridir. Cinsel saldırıya dair bulguların ivedilikle toplanması gerekliliğine rağmen ATK’ya erişimin engellenmesi ciddi bir hak kaybına yol açmaktadır.Bu sorunun kaynağını anlamak amacıyla Adalet ve Sağlık Bakanlıklarına Bilgi Edinme Başvurusu’nda bulunduk.
Bilgi edinme başvurumuz kapsamında; 7 farklı feminist ve LGBTİ+ örgüt olarak ayrı ayrı yaptığımız başvurularda cinsel saldırıya maruz kalan kadın ve LGBTİ+’ların hastanelere başvurması halinde izlenen resmi prosedürlere, adli rapor alma ve bireysel başvuru imkanlarına, İstanbul’daki adli tıp birimlerinin sayısı, dağılımı, kapasitesi ve personel durumuna, yönlendirme ve 7/24 hizmet süreçlerine, gebelik ve cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlara yönelik önleyici hizmetlere, psikiyatrik değerlendirme uygulamalarına, Adli Tıp Kurumu’nun organizasyon yapısı ve uzman dağılımına, uygulanan rehber ve protokollere, Kadın Tıbbi Destek Birimlerinin sayısı ve işleyişine ve 01.01.2025 tarihinden bu yana yapılan cinsel saldırı başvurularının sayısına dair sorular yönelttik.
Ne var ki, ilgili mevzuata göre en fazla 30 gün içinde bilgi edinme başvurusuna gerekçeli bir yanıt verilmesi gerekirken, her iki Bakanlık da başvurularımızı ya açıklayıcı bir gerekçe sunmaksızın reddetmiş ya da olumsuz da olsa bir yanıt dahi vermemiştir. Bu alanda çalışan sivil toplum örgütleri olarak yaptığımız bilgi edinme başvurularının mevzuata aykırı olarak gerekçe sunulmaksızın reddedilmesi veya hiç yanıt verilmemesi, cinsel şiddetle mücadelede devletin yükümlülüklerinin kamusal denetiminin ortadan kaldırılması anlamına gelmekte ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sonrasında kadına yönelik şiddet ve özellikle cinsel şiddetle mücadele mekanizmalarının giderek işlevsizleştirildiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Cinsel şiddete maruz kalan kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+lar için hızlı, ücretsiz, erişilebilir ve ayrımcılıktan uzak kapsayıcı sağlık ve adli hizmetlere erişim haktır. Bizler feminist ve LGBTİ+ örgütler olarak devletin yükümlülüğünü hatırlatıyor ve
- Hastane acillerinde izlenen sevk, adli raporlama ve yönlendirme süreçlerinin açık, yazılı ve kamuya açık protokollerle düzenlenmesini,
- İstanbul’daki adli tıp birimlerinin sayısı, kapasitesi, personel durumu ve 7/24 hizmet koşullarına dair bilgiler de dahil olmak üzere cinsel şiddet başvurularına ilişkin verilerin düzenli ve ayrıştırılmış biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz.
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçirilmesi ve kadınlar ve LGBTİ+’ların şiddetten korunma, adalet ve sağlık hakkına ücretsiz, hızlı ve ayrımcılıktan uzak bir şekilde erişebilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Cinsiyet Eşitliği Politikaları Derneği
HEVİ LGBTİ+ Derneği
Kadın Zamanı Derneği
Kadının İnsan Hakları Derneği
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)
Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği