Toplumsal Cinsiyet Adaleti için Kadınların İşbirliği Projesi Tamamlandı Basın Açıklaması- 15 Ocak 2014

Mor Çatı olarak  Van Kadın Derneği, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ,  İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ile birlikte 15 Ocak 2012 – 15 Ocak 2014 tarihleri arasında Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ nun  finansal katkısı ile yürüttüğümüz “ Toplumsal Cinsiyet Adaleti için Kadınların İşbirliği “ projesi bugün itibariyle sonuçlandı.

Proje erkek şiddetine maruz kalan kadınların yasal yollara başvurma ve hukuki haklarını kullanabilme süreçlerinde önlerine çıkan  görünür ve görünmez engellerin ortaya konması, hukuki düzenlemelerle uygulama arasındaki bağlara dikkat çekilmesi,varolan mekanizmalara işlerlik kazandırılması amacıyla hukuk uygulayıcılarıyla birlikte yapılan deneyim aktarımı atölyeleri,  panel gibi bir dizi etkinliği ve  rapor , kitapçık gibi yayın faaliyetlerini kapsıyor, ayrıca dayanışma merkezinin sürdürülebilmesine olanak yaratıyordu.

Mor Çatı olarak  Van Kadın Derneği, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ,  İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ile birlikte 15 Ocak 2012 – 15 Ocak 2014 tarihleri arasında Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ nun  finansal katkısı ile yürüttüğümüz “ Toplumsal Cinsiyet Adaleti için Kadınların İşbirliği “ projesi bugün itibariyle sonuçlandı.

Proje erkek şiddetine maruz kalan kadınların yasal yollara başvurma ve hukuki haklarını kullanabilme süreçlerinde önlerine çıkan  görünür ve görünmez engellerin ortaya konması, hukuki düzenlemelerle uygulama arasındaki bağlara dikkat çekilmesi,varolan mekanizmalara işlerlik kazandırılması amacıyla hukuk uygulayıcılarıyla birlikte yapılan deneyim aktarımı atölyeleri,  panel gibi bir dizi etkinliği ve  rapor , kitapçık gibi yayın faaliyetlerini kapsıyor, ayrıca dayanışma merkezinin sürdürülebilmesine olanak yaratıyordu.

DAYANIŞMA MERKEZİ:

Proje başlangıcından 2013 yılının Nisan ayına kadar Mor Çatı’nın dayanışma merkezine telefon, e-posta yoluyla ya da yüz yüze başvuran yaklaşık  1650  kadınla görüşme/iletişim gerçekleşti. 45 kadın ve 37 çocuk olmak üzere 82 kişi ise Mor Çatı’dan sığınak desteği aldı.

Bu proje döneminde hazırladığımız 2012 yılı ve 2013 yılının ilk 6 ayını içeren Mor Çatı Dayanışma Merkezi çalışmalarına ilişkin raporlarda; Dayanışma Merkezi’nde şiddetten kurtulmak için mücadele eden kadınlarla alabilecekleri sosyal, hukuksal ve psikolojik destekler konusunda bilgi paylaştık, seçeneklerini birlikte gözden geçirdik. Bu süreçte, her kadının şiddet yaşantısının dışına çıkabilmek için ihtiyaç duyduğu desteklerin ne kadar farklı olduğunu bir kez daha gördük.

Mor Çatı’ da gösterdiğimiz dayanışma, erkek egemen sistemle ve erkek şiddetiyle mücadelede kadınların birlikte güçlenmesinin ne kadar önemli olduğuna bir kez daha işaret etti. Yaşadıkları erkek şiddeti nedeniyle Mor Çatı’ya başvuran kadınlarla ve gönüllülerle kurduğumuz dayanışma ağı, sistem karşısında güçlenmemizin önünü açtı. Bununla birlikte her geçen yıl başvuru sayısının giderek arttığını, devlet yetkililerinin ise yeni danışma/dayanışma merkezleri ve sığınaklar açmak yerine var olan merkezleri dahi daraltarak kadınların şiddet uzaklaşarak güçlenmesi önünde engeller oluşturduğunu söyleyebiliriz. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair yasa’nın uygulanması ile ilgili yaşanan sorunlara da dikkat çektiğimiz bu süreçte yasanın öngördüğü “gizlilik”, “ geçici maddi yardım” gibi önemli maddelerin kadınlar lehine uygulanmadığına ve “ Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri” (ŞÖNİM)nin yeterli desteği sağlayamadığına tanıklık ettik.

ATÖLYELER : 

Projenin hukukla ilgili tüm aktiviteleri İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi ile işbirliği halinde gerçekleştirildi. Avukat, hâkim ve savcıların kadının insan hakları konusundaki farkındalıkları artırılmaya, bakış açılarındaki ve yasal metinlerin yorumlanması konusundaki farklılıkları ortaya çıkarılmaya çalışıldı. Proje başka bileşenleri içermekle birlikte hukukçulara yönelik etkinliklerin ağır bastığı, deneyim paylaşımını önemseyen bir çalışma olarak plandı ve uygulandı.  

Bu çerçevede İstanbul, Trabzon, Gaziantep ve Antalya’da avukatlara, hâkimlere ve savcılara yönelik atölyeler gerçekleştirildi.  Bu atölyelerde uluslararası sözleşmeler ışığında kadına karşı şiddet ve cinsiyet temelinde ayrımcılık, ilgili ulusal mevzuat, kadına yönelik şiddetin ne olduğu ve kadınları nasıl etkilediği üzerinde duruldu. Ayrıca kadına yönelik şiddetle mücadelede hukukun güçlendirici rolü hakkında deneyim paylaşımı gerçekleştirildi. Atölyelere katılan hakim ve avukatlar özellikle 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair Yasa’nın pratikte uygulanması ile ilgili yaşadıkları deneyimleri, zorlukları ve kadınların taleplerini dile getirme fırsatı buldular.  

Yine proje kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’yle birlikte Yargıtay üyeleriyle bir atölye çalışması yaptık. 29 Mart 2013 tarihinde Ankara‘da düzenlenen toplantının başlığı “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılıkla Mücadelede Ulusal ve Uluslararası Hukuk Uygulamaları” idi. Yargıtay üyeleriyle bir kadın örgütü aynı masa etrafında bir araya geldi ve kadına yönelik şiddet vakalarına ilişkin deneyimler paylaşıldı. Toplantıya Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı, Üye ve Tetkik Hâkimleri, Yargıtay 14. Ceza Dairesi Üyeleri ve Tetkik Hâkimleri, Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyeleri ve Tetkik Hâkimleri ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Tetkik Hâkimleri katıldı. Kadına yönelik şiddet davalarında verilen mahkumiyet ve haksız tahrik indirimi kararlarından boşanma, nafaka ve tazminat davalarına; cinsel istismar ve saldırı davalarının  uzun sürmesi  ve adaletli olmayan yargılama sistemi nedeniyle  mağdurun –çocuk ve kadınlar-  bir kere daha  mağdur edilmesine kadar pek çok konuda karşılıklı deneyim aktarımı yapıldı. Kadınların yasal yollara başvuruları önündeki engeller Yargıtay uygulamaları da dikkat çekilerek daha somut olarak ortaya kondu. Yapılan toplantı belki de ilk defa karşılıklı deneyim aktarımı şansı yakalanmasından  açısından  oldukça önemliydi.

VERİ RAPORU :

Mor Çatı’nın gerçekleştirdiği dayanışma ve politik mücadele kapsamında kadına yönelik erkek şiddeti ile ilgili istatistik oluşturmak ve veri toplamak gibi bir yükümlülüğü bulunmamakla birlikte güvenilir veri bulma ihtiyacımız da günden güne artmakta. Bununla birlikte kamu kurumlarının gerek uluslararası sözleşmeler gerekse de yasal düzenlemeler  çerçevesinde kadına yönelik erkek  şiddetine ilişkin veri toplama yükümlülüğü bulunmakta. Bu proje kapsamında ortaya çıkardığımız raporlardan birisi de kadına yönelik erkek şiddetine dair verilerin yetersizliği üzerine bir çalışma sunmakta.

Bu rapor, tam da kadına yönelik şiddete ilişkin çözüm olarak sunulan ŞÖNİM’lerin alt yapısı ve şiddete ilişkin veri sisteminin ayrıntılı olarak düzenlendiği ŞÖNİM  yönetmelik taslağının tartışıldığı bir süreçte yayınlanmakta. Rapor’da dikkat çekilen konu ile Türkiye’de erkek şiddetinin bilgisine ulaşmanın yani güvenilir veri bulmanın neden bu kadar zor olduğ
una,  buna karşın şiddete maruz kalan kadınların ve çocukların bilgilerinin yeni tasarlanan “veri sistemi” adıyla ne kadar kolay elde edilebileceğine ilişkin bir değerlendirme sunmakta. Bu rapor ile kadına yönelik erkek şiddetine ilişkin verilerin yetersizliğinin altı çizilmeye çalışılmış, raporun içerisinde son yasama döneminde kadına yönelik şiddete ilişkin TBMM’ye  sunulan soru önergeleri de toplu olarak yer almıştır.

KİTAPLAR:

Erkek Şiddeti ile Başa Çıkmak: Sosyal Çalışmacı ve Gönüllü El Kitabı 

Mor Çatı’nın kendi deneyimlerinden ve kurultaylarda karşılaşma fırsatı bulduğu sosyal çalışmacıların, başka kadın örgütlenmesi gönüllülerinin deneyimlerinden beslendi. Kadınların erkek şiddetinden uzaklaşma sürecinde önlerine çıkan engellerin görünür kılınabilmesini, bunun için de bu sürecin kavramlaştırılabilmesini hedefliyor. Yeni liberal muhafazakar politikaların, kazanımlarımızı yok saymaya çalıştığı günümüz koşullarında bu çabanın önem taşıdığına inanıyoruz.  Türkiye’de şiddetle yüz yüze bulunan kadınların zaten çok sınırlı ölçüde desteklenebilmesine SHÇEK’lerin kapanmasıyla ortaya çıkan belirsizlikler de eklenince danışma merkezlerinde ve sığınaklarda bulunan sosyal çalışmacı ve gönüllülerin karşı karşıya bulunduğu güçlükler ortada. Bu kitap alanda mücadele veren sosyal çalışmacı ve gönüllülerin dayanışmasını artırabilmeye yönelik olarak hazırlandı. Kadınların şiddetten uzaklaşması sürecine katkı sağlayabilmesini umuyoruz.

Adaletin Cinsiyeti: Erkek Şiddeti İle Mücadelede Hukuki Deneyimler

Bu çalışmada, yaşadığı şiddet nedeni ile Mor Çatı’ya başvuran on kadın ile derinlemesine görüşmeler yapıldı. Yirmi üç yıldır alanda çalışan Mor Çatı’nın dayanıştığı, anlatıları ile bu kitabın oluşmasını sağlayan kadınlar, eşlerinden, eski kocalarından, nişanlılarından, sevgililerinden, erkek kardeşlerinden şiddet görmüş kadınlar. Tamamı yaşadıkları şiddet sürecinde karakol, yakın koruma, Aile Mahkemesi, Savcılık, Valilik gibi devlet kurumları ile ilişkilenen kadınlar. Şiddet hikayeleri üzerinden yapılan görüşmeler, kendilerinin izinleri ile kaydedildi ve Mor Çatı gönüllüsü kadınların yazıları ile bu kitap oluşturuldu. Yaşadıkları şiddet ve ayrımcılığı bizlerle paylaşan kadınların anlatılarının aktarımını zaman zaman Mor Çatı gönüllüsü kadınların bu deneyim paylaşımından aldıkları duygu ve düşüncelerini aktardıkları yazılara zaman zamansa kadınların anlatılarına katışıksız yer vererek, erkek şiddetini, devletin politikalarını, yeni hukuksal düzenin beraberinde getirdiklerini anlatmak istedik.

Şiddetin nasıl oluştuğu ile başladık, kadınların güçlenme hikayeleri ile devam ettik, son sözü ise kadınlara bıraktık…

“İlk karakola Sultangazi’ye yaptım. Başvuru değil abonesi olmuştum. Dikkate bile almadılar beni… …saatlerce beklettiler, bebeklerim 6-7 aylıktı, hamileyken başvurdum, onu bile dikkate almadılar, Bayrampaşa’dayken 1 aylık evliydim, dayak yedim ama hiç dikkate alınmadı. Ev sahibim bana yardım etti, sığınmaevleri aradım. Bayağı bi çektim, bilmediğim için. 15 yılım gitti..”

“Ben dayak yedikçe polise sığındım, polise gittim. Polis bana dedi ki karı-koca arasına giremeyiz. İşte 8 sene oldu biz ayrılalı, 8 seneden öncesi. Ondan sonra, polis dedi ki karı-koca arasına giremeyiz dedi. Böyle kan akıyordu başımdan… Mahallede kadınlar, çok bilgili kadınlar, konuşuyordu…. Orası çok yardım ediyordu ama nasıl ulaşıcam? Nereden giricem, nereden çıkıcam? Polis seni getirir diyolar, polise gidiyorum, polis bu sefer tekrar beni ona katıyor. Ben polisleri hayatta sevmiyom. Şimdi şu polis deyince ben var ya vücudum diken diken oluyo. Sevmiyorum. Yani polisler bana el koysaydı benim şimdi şu anda ayağım kırık olmayacaktı, daha erken boşanma olcaktı.. Ben şimdi çalışıyo olcaktım. Kimseye muhtaç olmayacaktım. Ama ben ayağımdan sakat olduğum için çalışamıyorum diyorum. Onlar da bana diyorlar ki “abla senin zamanın gibi değil. Şimdi her şey değişti”. Değişsin, ben yine sevmiyom polisi. Ben çocuklara diyorum “oğlum sakın polis olmayın, sakın. Bak polis bize el atsaydı şimdi daha başka olacaktık. Senin annen sakat olmayacaktı. Senin annen böyle bunamış gibi konuşmayacaktı.”  

“Savcılıkta da pek ılımlı bakmadılar zaten, diyorum ki benim kalacak yerim yok eşimin evden uzaklaştırılmasını istiyorum, çocuğum okula gidiyor diyorum, nereye gideyim dedim. Eşim erkek sonuçta her yere gidebilir, dışarıda kalabilir dedim. Savcı bey, şöyle bir yüzüme baktı böyle aşağılar bir biçimde “senin dedi kocanı evden uzaklaştırıp sevgilini eve atmayacağın ne malum dedi” ben şaşırdım böyle ne diyeceğimi bilemedim. Öyle olsa dedim direkt sevgilimin yanına giderdim, sokakta kalmazdım dedim, sizin haberiniz var mı dedim, çok ayıp bişey  sizin söylediğiniz, nerden biliyorsunuz ,yani böyle yakıştırma falan dedim, ben  öyle şey yapınca kızınca yan tarafa gönderdi beni, oradan ilgilendiler”

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Add Your Comment