Basın Açıklamaları

ERKEK ŞİDDETİ YENİ DEĞİL, TEDBİRSİZLİK NORMAL DEĞİL!

By 28 Mayıs 2020No Comments

28.05.2020

 Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Bileşenleri Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele için Acil Önlem/Eylem Planı Talebiyle Bir Kampanya Başlattı.

 11 Mart’ta ilk Covid-19 vakasının açıklanması ve salgına karşı önlemlerin alınmaya başlanmasından bu yana, kadına yönelik şiddet alanında çalışan ve şiddete maruz kalan kadınlarla birebir dayanışma kuran Kurultay bileşeni bağımsız kadın örgütleri, kadınların şiddetten uzaklaşabilmek için ihtiyaç duydukları destek mekanizmalarındaki sorunları birinci elden deneyimliyor. Bu kriz sürecinde kadına yönelik şiddetle mücadelede kapsamlı, kurumların koordinasyon içinde çalıştığı  bir acil önlem/eylem planının eksikliğinin sonuçlarını deneyimledik. Kadınların salgın süresince ihtiyaç duydukları desteklere nasıl ulaşabileceklerine dair devletin ilgili kurumlarından somut ve detaylı bir açıklama yapılmadı. Uygulamada hâlihazırda yaşanan sorunlar bu dönemde artarak devam etti. Kadınlar başta 6284 sayılı Kanun olmak üzere yasa, yönetmelik ve genelgelerle düzenlenmiş olan haklarına erişmekte güçlük çektiler, uygulayıcılar tarafından salgın bir bahane olarak kullanıldı. Kurultay bileşeni örgütler devleti bağımsız kadın örgütlerinin deneyimlerini dikkate alarak detaylı bir acil önlem/eylem planı hazırlamaya ve tüm devlet mekanizmalarını ve yerel yönetimleri bu plan çerçevesinde harekete geçirmeye çağırıyor.

Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı, kadına yönelik şiddetle mücadele alanındaki deneyimleri paylaşmak, ortak politikalar saptamak, örgütler ve kurumlar arasında kalıcı bir iletişim ağı kurmak amacıyla 1998 yılında oluşturulmuş bir platformdur. Kurultay bileşenleri, 1998 yılından bu yana her yıl toplanan Sığınaklar ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nın örgütleyicisi olan, sığınak ve/veya dayanışma merkezi bulunan ya da bunu kısa vadede hedefleyen feminist ve bağımsız kadın örgütlenmeleridir. Kurultay 22 yıldır her yıl farklı bir ilde, kadın örgütleri, çeşitli sivil toplum örgütleri,  kamu kurumları, belediyeler ve üniversitelerden  kadına yönelik şiddet alanında çalışan kadınların katılımıyla  yapılmaktadır.

Kampanya Metni

11 Mart’ta ilk Covid-19 vakasının açıklanmasından ve salgına karşı önlemlerin başlatılmasından bu yana kadına yönelik şiddet alanında çalışan kadın örgütleri olarak değişen çalışma koşullarımıza rağmen danışma ve dayanışma faaliyetlerimize devam etmeye, alanda alınması gereken önlemlere ve kadınların yaşadıkları sorunlara işaret etmeye çalıştık. Aynı süreç içerisinde tüm ikazlarımıza rağmen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan kadınların ihtiyaç duydukları desteklere ve bu desteklerin nasıl sağlanacağına dair yapılan açıklamaların ise somut ve detaylı bilgi içermediğini, sürecin kadın örgütleriyle koordinasyon içerisinde yürütülmediğini ve yapıldığı söylenen kimi uygulamaların da fiilen gerçekleşmediğini deneyimleyerek gördük.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede muhatabımız yalnızca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı değil, İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğü üzere koordinasyon içinde çalışması gereken İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere devletin bütün kurumlarıdır. Gördük ki Türkiye’nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi açısından bir sınav niteliği taşıyan pandemi sürecinde yükümlülükleri olan devlet, bakanlıklar ve yetkili tüm kuruluşlar bu sınavdan kaldı. Bir kere daha anladık ki olağan ve olağanüstü dönemlerde kadına yönelik şiddete dair İstanbul Sözleşmesi’ni temel alan istikrarlı bir politikanın uygulanmasına ihtiyacımız var. 

Devleti, şiddetten uzaklaşmak isteyen kadınlara destek veren biz bağımsız kadın örgütlerini dikkate alarak ve sürece dahil ederek, aşağıdaki talepleri içeren bir acil önlem/eylem planını hazırlamaya ve tüm devlet mekanizmalarını ve yerel yönetimleri kapsayarak, ivedilikle bu planı uygulamaya çağırıyoruz. 

Taleplerimiz 

* Alo 183, sadece kadına yönelik şiddet alanında başvuru alan Acil Yardım Hattı olmalıdır. Kadın örgütlerinin şiddet hattına ilişkin önerilerine de danışılarak kapasitesi ve personelin niteliği artırılmalı, kolayca ulaşılabilir hale getirilmelidir. Alo 183 hattı için kamu spotları hazırlanarak etkili mecralar aracılığıyla kadınlara duyurulmalıdır.

* Sığınak ve acil barınma ihtiyacının karşılanması için sığınak sayısı ve kapasitesi artırılmalı,  gerektiği takdirde bunun için uygun kamu binaları ve özel yerleşkeler devreye sokulmalıdır.

* 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi etkin ve eksiksiz şekilde uygulanmalıdır! 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulama konusundaki dirençler ve fiili engeller ivedilikle ortadan kaldırılmalıdır. HSK’nın 6284 sayılı Kanun ile ilgili kısıtlama kararı geri çekilmeli ve valilik, kaymakamlık, kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyon ivedilikle ve mazeretsiz sağlanmalıdır.

* Telefonla konuşamayacak durumda olan kadınlar için işlevli bir uygulama olan KADES, tüm platformlarda etkin bir şekilde duyurulmalı/paylaşılmalıdır.

* Kadınların şiddet sonrası destek mekanizmalarına erişimi için pandemi önlemleri çerçevesinde kolaylaştırıcılık sağlanmalıdır. Hastane, karakol ve adliye süreçlerinde gerekli önlemler alınmalıdır.

* Kadına yönelik şiddete karşı sosyal, hukuki ve psikolojik desteklerin online platformlarda gerçekleştirilebilmesi için çalışmalar ivedilikle  güçlendirilmelidir.

* Kamu spotu aracılığıyla kamuoyuna, salgın önlemleri süresince kadınların tüm yasal haklarının devam ettiği/var olduğu konusunda bilgilendirme yapılmalı ve kamu çalışanları bu konuda bilgilendirilmelidir.

* Sosyal yardımlar/desteklerin öncelikle erkek şiddetine maruz kalan kadınlara ulaştırılmasının önü açılmalıdır. Ekonomik sorunların kadınları, şiddetle yaşamaya mahkum etmesi engellenmelidir.

* Yerel yönetimler tarafından hazırlanan acil eylem planlarında kadına yönelik şiddet faktörü dikkate alınmalı, stratejik plan revizyonlarında kadınlara yönelik hizmetlere yer verilmelidir. 

*Türkiye’de kadınların 10. hafta sonuna kadar gebeliği sonlandırma hakları fiili olarak erişilebilir olmalıdır. Yasal hak olan “istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması prosedürü” mutlaka işletilmelidir.

*Şüpheli kadın ölümleri mutlaka titizlikle incelemeye alınmalı ve aydınlatılmalıdır.

*Çocuk istismarına karşı Çocuk İzlem Merkezleri’nin sayısı artırılmalı, her ilde ve büyük ilçelerde hayata geçirilmeli ve etkin biçimde çalışması sağlanmalıdır.

Bizler; trans, eşcinsel, heteroseksüel, göçmen, engelli, çocuklu, çocuksuz, çalışan, çalışmayan, evli, bekar kadınlar erkek şiddeti, pandemi ya da devletin almadığı önlemler yüzünden hayatımızdan olmayacağız!   

Bu nedenle bu, bir davet değildir; yükümlülüğünüzü yerine getirmeniz için bir ikazdır. İstanbul Sözleşmesi’ne göre kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddete dair önleme, koruma, kovuşturma ve politika üretmekle yükümlü olan ve bunu kadın örgütleriyle koordinasyon içerisinde yapma mecburiyeti olan devletin, kadın örgütlerini muhatap alarak taleplerimizi derhal hayata geçirmesini yani yükümlülüğüyle yüzleşmesini istiyoruz.

Leave a Reply